Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

08.04.2015 11:20
Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Sırbistan'ın Zarozje köyünde yaşayanlar, yüzyıllardır vampir korkusuyla hayatlarını devam ettiriyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Bir dağ köyü olan Zarozje köyünde, efsaneye göre köylüler, yüzyıllar boyunca geceleri Sava Savanovic isimli vampirin evlerini harap edeceğini düşünüyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Sava Savanoviç isimli vampirin daha önce yaşadığı iddia edilen evde, bir aile tarafından satın alınıp turistlerin ziyaretine açılmış, ancak daha sonra ailenin vampir korkusuyla evi terk ettiği söyleniyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Ev zaman içinde harabeye dönerken barınacak yeri olmayan vampir Savanoviç'le ilgili söylentilerin sonuncusu; yeni bir ev arayışına girdiği ve kanını içtiği kişileri parçalara ayırarak, değirmende öğütmek için kurban avına çıktığı.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Ardından belediye başkanı Miodrag Vujetic: “Hepimiz korkuyoruz. Bu yüzden insanlara ‘Evlerinizin pencerelerine sarımsak ve haç koyun' duyurusu yapıldı.” dedi.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Bu söylentilerden sonra her evde sarımsak, sopa bulundurmak ve hava karardıktan sonra dışarı çıkmamak köy konseyi tarafından kural haline getirilmiş.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Köylüler, yaşamlarının her saniyesini vampir Savanoviç'in kendilerini öldüreceği korkusuyla yaşıyor. İşte o köyden kareler...

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Manchester kentindeki müzede 80 yıldır sergilenen heykelin hızlandırılmış görüntülerini inceleyen yetkililer, neye uğradıklarını şaşırdı.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

‘Neb-Sanu' adını taşıyan 30 santimetre uzunluğundaki heykel, M.Ö. 1800 yılına ait. Heykelin sanki kendi iradesiyle hareket ediyormuşçasına kendi etrafında nasıl döndüğü ise şu an bir sır. Manchester Müzesi'nde Mısır bilimci olan Campbell Price, ‘müzenin antik bir lanete çarpılmış olabileceğini' öne sürdü. Manchester Evening News gazetesine konulan Price, “Bir gün kendi etrafında döndüğünü fark ettim. Bu çok tuhaf bir durum çünkü heykelin bulunduğu dolaba ait anahtar sadece bende bulunuyor” dedi. Price, gazeteye yaptığı açıklamada, “Heykeli dolaba tekrar yerleştirdim ancak bir sonraki gün yeniden kendi ekseninde döndü. Hızlandırılmış video çekimi yaptık ve çıplak gözle fark edilmese de, videoda heykelin açıkça hareket ettiğini gördük. Bu heykel binlerce yıl bir mumyayla aynı mezarda yattı” dedi.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

İngiliz Mısır bilimci, heykelin nasıl kendi kendine hareket ettiğine yönelik olarak, antik Mısır kehanetlerini hatırlattı: “Mısırlılar, ölenlerin ayaklarına diğer dünyaya götürmesi için eşyalar koyardı... Antik Mısırlılar, eğer mumya yok olursa, heykelin mumya sahibinin ruhunu diğer tarafa taşıyacak araç olarak görev alacağına inanırdı. Belki de heykelin hareket etmesini sağlayan budur” dedi. Indepentent sitesinin haberine göre, Manchester Üniversitesi'nde fizikçi olan Brian Cox'un konuya farklı bir yaklaşımı var. Cox, ‘hareketin sürtünme kuvvetlerinden meydana geldiğini' öne sürerek, “Heykelin kıvrımlı yüzeyiyle, cam yüzeyin etkileşimi, hareketi doğuruyor olabilir” ifadesini kullandı. Cox, “Ancak heykel on yıllardır müzede duruyor ve geçmişte böyle bir olay yaşanmazken şimdi kendi ekseninde mükemmel bir daire nasıl çizebiliyor, bunu anlamak güç” yorumunda bulundu.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Arkeologlar, Ales Stenar (Ales'in Kayaları) olarak bilinen yapının, yaklaşık bin yıl önce, Demir Çağı'nda inşa edildiğini ve bir mezarlık anıtını temsil ettiğini düşünüyor. Ancak yeni bir araştırma, kayaların İskandinavya'da Tunç Çağı'nın yaşandığı iki bin 500 yıl öncesine ait olduğunu ve tıpkı İngiltere'deki Stonehenge gibi, bir astronomik takvim görevi gördüğünü öne sürüyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

International Journal of Astronomy and Astrophysics dergisinde geçtiğimiz ay yayımlanan araştırmada, Mörner, Ales'in Kayaları'nın bir astronomik takvim olarak nasıl işlev gördüğünü anlattı. İsveçli bilim insanı ve ekibi, Güneş'ın kış ve yaz gündönümlerinde Ales'in Kayaları etrafındaki belli noktaları aydınlattığını, antik İskandinavların bu şekilde dini ritüellerin tarihlerini veya hasat zamanını belirlediklerini öne sürdü.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Araştırmacılar ayrıca, bir geminin dış hatlarına benzeyecek şekilde dizilen kayalarla Stonehenge'in belli geometrik özelliklerinin uyuştuğunu belirtti. Stohenge'in ne amaçla inşa edildiğine dair günümüzde tartışmalar devam etse de, Mörner her iki antik yapının da dev bir astromi takvimi olduğunu düşünüyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Mörner, esrarengiz kayaların, Tunç Çağı'nda Avrupa ve Akdeniz'de gezen ve ticaret yapan bir İskandinav topluluk tarafından inşa edildiğini ve Stonehenge'den ilham alındığını öne sürdü: “Ales'in Kayaları bir takvim. Bunun yanında bize antik İskandinavya, İngiltere ve Yunanistan hakkında da daha önceden bilmediğimiz bilgiler sunuyor” dedi. İsveçli bir arkeolog ve Fornvännen arkeoloji dergisinin editörü olan Martin Rundkvist, “Kayalardan oluşan geminin bir gök takvimi olduğu düşüncesi akademi çevrelerindeki arkeologlar tarafından destek görmeyen bir teori... Tersine, Ales'in Kayaları özenle inşa edilmiş bir mezarlık anıtı olmalı” diyerek en son araştırmaya karşıt bir görüş belirtti.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Stonehenge... İngiltere'nin en ünlü tarihi yapılarından biri. Yapının ne amaçla ve nasıl inşaa edildiği hala bir sır. Rusya Federasyonu'na bağlı Başkortostan federe cumhuriyetinde bulunan benzeri (Uçalı buluntuları) ise bu tür yapıların gizemini bir kat daha artırıyor...

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

İngiltere'deki Salisbury Düzlüğü'nde eskiden dinsel törenler için kullanılan ve Kelt rahiplerinden oluşan bir sınıf olan Druidlere atfedilen büyük taşlardan oluşan bir çember vardır. Druiler'in bu taş çemberini kullanmış olması mümkünse de, başlangıcı İngiliz Adaları'ndaki Neolitik insanlara kadar uzanmaktadır.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Bilinenler buranın MÖ 2300 yıllarında inşa edilmeye başladığı yönünde. Yapı, keskiyle yontulmuş, düzgünleştirilmiş ve dışarıdan yerel bölgeye taşınmış, dik konumundaki 30 taştan (bunlardan halen 17'si ayaktadır) oluşur ve kavisli hale getirilerek dik duran taşlarin üzerine yerleştirilen lento(kiriş) taşlarını içerir. Böylelikle çember şeklinde kapı boşlukları oluşmuştur.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Stonehenge'in çemberi bölen ve yapının girişinden geçen ekseninin yaz dönencesindeki (21 Haziran) gündoğumuna doğru konumlandırılmış olması, buna karşılık, yakındaki İrlanda'da yaklaşık olarak aynı zamanlarda inşa edilen Newgrange anıtının kış dönencesindeki (21 Aralık) gündoğumuna yöneltilmiş olması ilginçtir.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Daha önceleri güneş-uzay gözlemevi, güneş saati veya ufo iniş yeri olabileceği idda edilen Stonehenge, 500 yıl boyunca mezar alanı olarak kullanılmış.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Ayrıca yapının yapılış amacı son araştımalarla tam çözülemesede biraz daha netlik kazanmıştır.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Yapı ile ilgili bir başka iddia ise buranın bir şifa merkezi olduğu yönünde.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Yapı ile ilgili bir başka iddia ise buranın bir şifa merkezi olduğu yönünde.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Bu teze göre insanlar bu mavi taşların tılsımlı olduğuna inanıyorlar ve binlerce kilometre öteden buraya geliyor, taşlardan şifa bulmaya çalışıyorlardı.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Tezi ortaya atanlar, kanıt olarak da mezarlarda yapılan araştırmaları gösteriyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Zira bu mezarlarda, normal sayılamayacak kadar fiziki yara ve hastalıkları bulunan ceset kalıntıları teşhis edildi.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Mezarlardaki dişlerin analizi sonucu, cenazelerin "yarıya yakınının" Stonehenge bölgesinde doğmuş insanlardan olmadığı anlaşıldı.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Stonehenge'in sadece hasta insanları değil, şifa dağıtma özelliği bulunanları da çeken bir merkez olduğu sanılıyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Dünya tarihinde halen gizemi çözülemeyen olaylar ve yerler var. Bu örnekleri sizler için derledik. Okuyunca çok şaşıracaksınız. İşte onlardan bazıları...

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Capelodaso Ossos, Evora, Portekiz/ Dışarıdan pek normal görünen bu kilise "Kemikler şapeli" olarak anılıyor. Bir dönem ölülerin yakıldığı bu kilisede 5 bin cesedin kemikleri olduğu belirtiliyor. Dekorasyonda onların kemikleriyle yapılmış. Kilisenin içinde iki çürümüş ceset de göreceksiniz.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Amsterdam İşkence Müzesi/ Küçük olmasına rağmen yeterince korkutucu olan bu müzede tarihteki bütün işkence yöntemleri ve kullanılan aletler sergileniyor. Aralarında kafatası kırıcı da olduğunu hatırlatalım.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Tazmanya, Port Arthur tarihi alanı/ Avustralya'da yaşayan yerliler için hayat 19. yüzyılda pek de güzel değildi. Beyaz adam gelmiş ve onlara "dünyadaki cehennemi" yaşatmıştı. İşte yerlilerin tutulduğu bu hücreler gerçekten korkutucu. Nisan 1996'da burada silahlı bir adam toplam 35 işçi ve ziyaretçi öldürmüştü. Burada ağlayan kadın ve çocuk sesleri duyduklarını söyleyenleri de unutmayalım.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Ölüler müzesi, Hollywood Seri katillerin cinayetlerini gösteren sanat eserleri, kazalardan korkunç fotoğraflar ve dünyada ses getirmiş suç eylemlerinden sahnelerin yer aldığı müzede bir giyotin ve bu giyotinde ünlü Paris efsanesi MaviSakal'ın kopmuş kafası da var.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Museo delas Momias, Meksika/ Meksika'daki bu müzede 11 iyi korunmuş mumya yer alıyor. Santa Paulo Panteonu'nda 18665 ve 1989 arasında yapılan kazılarda bulunan bu mumyaları farklı kılan ise yüz ifadeleri. Görünen o ki bu insanlar öldürüldükleri gibi mumyalanmış. Müze adeta bir zombi filmini anımsatıyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Winchester Mysteri House, San Jose, Kaliforniya, ABD/ Sarah Winchester'ın 160 odalı Viktorya tarzındaki labirent evi. 2 bin kapısı, 10 bin penceresi, 47 farklı merdiveni ve en az 3 hayaleti var! Bu evde paranormal aktiviteler görüldüğü söyleniyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Capuchin Katakombu, Sicilya/ İtalya Palermo sadece mafyanın doğduğu kent değil. Şehirdeki yer altı mezarlarında 8 binden fazla ceset duvarlarda ve ayakta duruyor. Üstelik cenaze giysileri giydirilmiş haldeler.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Actun Tunichil Muknal mağarası, Belize/ San Ignacio yakınlarındaki bu arkeolojik bölgedeki bu mağaraya buz gibi soğuk ve karanlık bir suyu aşarak ulaşabiliyorsunuz. Mayalıların buradan insan kurban ettiği tahmin ediliyor ki, bu tahmini doğrulayabilecek çok sayıda insan kalıntısı mağarada bulunuyor. Yarasalar ve örümceklerden de bahsetmeyi unutmayalım.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Sedlec ossuary, Çek Cumhuriyeti/ 15. yüzyıla tarihlenen bu gotik kilise Kutna Hora'da, Prag'da 90 dakika uzaklıkta. Kilise için Frantisek Rint tarafından 19. yüzyılda dekore edildi. Kilisenin bodrumundaki şapelde 40 bin iskelet ve kafatası bulunuyor. Bu kemiklerin Osmanlı askerlerine ait olduğu söyleniyor ancak kilisenin zaten bir mezarlığın içinde kurulduğunu da unutmamak gerekiyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Mütter Müzesi, Philadelphia/ Bu müze garip deneylerin yapıldığı bir yermiş. Siyam ikizlerinin, cücelerin, dev insanların iskeletleri var.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Manchac Swamp, Louisiana/ Vampirlerle karşılaşmayacaksınız belki Manchac Swamp'ta ama vudu prensesi Julie White'ın hayaleti, ya da Kajun mitolojisinin kurtadamı Rougarou sizi bekliyor. Ayrıca ortalıkta dolaşan timsahlara karşı gözünüzü açık tutmanız gerekiyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Tuol Sleng Genocide Museum/ Kamboçya Phnom Penh'te Security Prison 21 olarak bilinen bu yerde Kızıl Kimerlerin rejimi sırasında 17 bin kişi hapsedildi ve işkenceye uğradı.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Stanley Oteli, Colorado/ Stephen King burada 1973'te bir haftasonu geçirmişti. Neredeyse tamamen boş olan bu otel bir korku klasiği olan "The Shining"e esin kaynağı olmuştu. Film versiyonu otelin odalarında çekilmişti. Oldukça paranormal olan bu otelin balo odasında kendi kendine çalan piyano, ortalıkta koşuşturan hayalet çocuklar falan var!

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Pripyat, Ukrayna Ukrayna/ şu sıralar gitmek zaten her haliyle korkunç ancak Çernobil Nükleer faciasının yaşandığı şehir Pripyat'a gitmek ayrı bir yürek istiyor. 1986'da bize radyasyonlu çay olarak dönen büyük facianın ardından hayalet kasabaya dönüşen Pripyat'ta önümüzdeki 20 bin yıl boyunca yaşamak mümkün değil. Ancak bu bazı turistleri radyasyona karşı dayanıklı özel elbiseleriyle buraya gitmekten alıkoymuyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Truk Lagünü, Mikronezya/ 60 Japon savaş gemişi ve 275 uçağın dibinde yattığı masmavi bir lagün Truk. Gezegenimizdeki bilinen en geniş gemi ve uçak mezarlığı olarak da biliniyor. Sualtında bu batıkları görmek için binlerce turist buraya akın ediyor. Bütün o gemiler ve uçaklar 1944'te Amerikan saldırısı sırasında batmış. Bu yüzden hayalet filo deniyor. 3 bin denizcinin bu batıklarla birlikte hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Paris'in yeraltı/ Güzeller güzeli Paris'in yer altının pek de güzel olduğu söylenemez. Efsanevi şehrin yeraltı mezarlarından 6 milyondan fazla Fransız'ın kalıntıları duvarlarda yer alıyor. Nereye baksanız kafatası! 700 yıllık bu mezarlarda bir gezinti yapmak yasak. Ancak "illegal" olarak buraları gezenler mevcut.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Aokigahara Ormanı/ Japonya Japonya'da Fuji dağı eteklerindeki Aokigahara ormanı binlerce kişinin intihar ettiği yer olarak biliniyor. Ormanın içine girildiğinde gökyüzüyle olan bağlantınız kesiliyor, yolunuzu bulmanız neredeyse imkansızlaşıyor. Bu orman geçen yüzyıl Japonlar tarafından "ubasute" yani "yaşlı insanların ölmeye bırakıldığı yer" olarak kullanılıyordu. Şimdi o kızgın ruhların ormanın içinde dolaştığına inanılıyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Siriraj Forensic Müzesi/ Tayland Bir müze düşünün içinde seri katiller, solucanlar, fil adamın kalıntıları, işkence aletleri, anatomik vaka örnekleri, karından yapışık siyam ikizleri, iki kafalı insanlar olsun..

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Pine Barrens, New Jersey/ Bu gizemli bölgede Jersey şeytanının oldauğu iddia ediliyor. Talihsiz ruhları terörize ettiği iddia edilen bu şeytan efsanesi yanı sıra, mafya ve katillerin cinayetlerden sonra kurbanlarını bıraktıkları yer olarak da biliniyor.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Kabayan mumya mağaraları/ Filipin Kuzey Filipin'de yaşayan Ibaloi tribi, ölülerini mumyalayarak bu mağaralara koyuyordu. Lanetli olduğuna inanılan bu alanlar 20. yüzyılda ortaya çıkarıldı.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Kasanka Yarasa Ormanı/ Zambiya Zambiya'daki Kasanka Ormanı, her yıl Kongo'ya göçleri sırasında 8 milyon dev meyve yarasasının uğrak yeri oluyor. Ulusal Park içindeki bu alanı gece gezmemekte fayda var.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Tunguska, Rusya/ 1908 yılında Sibirya'ya uzaydan büyük bir cisim düştü. O günden bu yana buradaki ormanlık alanda tuhaf şeyler oluyor. İddiaya göre o cisim 185 atom bombası kuvvetindeydi. Hatta bu konu X-Files dizisine de konu olmuştu. Zengin mirallerin ve metallerin bulunduğu Tunguska özellikle uzaylı arayanlar için uygun.

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

Gamarra Şaman Marketi, Peru/ Başkent Lima'daki şaman marketinde fetüsten canlı yılana, maymun kafatasından garip Amazon bitkilerine kadar ne aramazsanız bulabilirsiniz!

Bu Köyde Yaşananlar Korku Filmlerini Aratmıyor

sla de Las Munecas, Meksika/ The Ring filminin gerçek yaşamdaki Meksika versiyon. Oyuncak bebekler adası! Meksiko şehri yakınlarındaki Xochimilco Gölü'ndeki bir ada burası. Binlerce oyuncak bebek parçalanmış, ya da korkunç halleriyle adanın dört bir yanında. Yapay adanın bulunduğu arazi bir zamanlar Don Julian Santana adlı bir çiftçiye aitmiş. Efsaneye göre 1950 yılında küçük bir kız civardaki bir kanalda boğulmuş ve kızın ruhu Santana'yı rahatsız etmeye başlamış. Bunun üzerine Santana da kendisini hayaletten korumak için çöplerden ve sokaklardan bu oyuncak bebekleri toplayıp ağaçlara asmaya başlamış.

Abone Ol
Google'da Takip Et
Paylaş
Facebook'ta Paylaş! Twitter'da Paylaş! Whatsapp'da Paylaş!
Yorumlar
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Bu içeriği neredepaylaşmak istiyorsunuz?
Şu an buradasınız: Türkiye'nin en kapsamlı haber portalı: Haberler.com
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 03 Nisan 2020 Cuma 14:03:51